Son dönemde okullarda yaşanan olaylar, artık “istisna” olmaktan çıkıp daha geniş bir sorunun parçası haline gelmeye başladı. Şiddet, zorbalık, saygı eksikliği gibi başlıklar sıkça konuşuluyor; ancak çoğu zaman mesele sadece okul sınırları içinde değerlendiriliyor. Oysa bu tablo, daha büyük bir yapının yansımasıdır.
1. Bilinçsiz İnternet Kullanımı: Sınırları Belirsiz Bir Dünya
İnternet, çocuklar için büyük bir fırsat olduğu kadar ciddi riskler de barındırıyor. Sorun internetin varlığı değil, kullanım biçimi. Çocuklar çoğu zaman yaşlarına uygun olmayan içeriklere kolayca ulaşabiliyor ve bu içerikleri sorgulamadan içselleştirebiliyor.
Bu noktada mesele yasaklamak değil; doğru yönlendirmek. Çünkü çocuk, gördüğü her şeyi gerçekliğin bir parçası olarak kabul etmeye eğilimlidir. Bu da davranışlarına doğrudan yansır.
Bilinçsiz bir şekilde tanımadıkları gruplara girip oralarda sohbet ediyorlar. Burada ki kişilerle kaynaşıp sonra tehdit yoluyla çocuklara bir şeyler yaptırmaya çalışıyorlar. İşte bu konuda aile kontrolünde internet kullanıma izin verilmelidir.
2. Mafya Dizileri: Gücün Yanlış Temsili
Son yıllarda popüler olan mafya temalı diziler, geniş kitlelere hitap ediyor. Ancak bu yapımlarda güç, çoğu zaman hukuk dışı yollarla elde edilen bir unsur olarak sunuluyor. Bu da özellikle genç zihinlerde “güçlü olmak” ile “kuralları aşmak” arasında yanlış bir bağ kurulmasına neden olabiliyor.
Elbette tek başına diziler belirleyici değil; ancak sürekli tekrar eden bu anlatılar, zamanla algıyı şekillendirebiliyor. Çocuk dizilerde gördüklerini kendini benimseyip okulda ve dışarıda kendini kabadayı sanıyor. İşte bu mafya dizileri de kontrollü şekilde devam edilmeli eğer edilmiyorsa komple kaldırılmalıdır. Çünkü çocuklarımızın davranışını önemli ölçüde etkileyen davranışlar sergileniyor.
3. Ebeveyn Kontrolü: Varlık mı, Takip mi?
Bugün birçok ebeveyn, çocuklarının yanında ama dünyasından uzak. Ne izledikleri, kimlerle iletişim kurdukları ya da nelerden etkilendikleri çoğu zaman bilinmiyor.
Oysa kontrol rehberlik edilmedilir. Çocuğun hayatında var olmak, sadece fiziksel olarak yanında bulunmakla sınırlı değildir.
4. Aile Eğitimi: Sessiz Ama Etkili Bir Güç
Aile, çocuğun ilk öğrenme alanıdır. Ancak günümüzde değer aktarımı çoğu zaman ihmal ediliyor. Saygı, sorumluluk, sınır bilinci gibi kavramlar kendiliğinden oluşmaz; günlük hayatın içinde öğretilir.
Bu eksiklik olduğunda çocuk, bu boşluğu dış dünyadan doldurur. Ve dış dünya her zaman doğru referanslar sunmayabilir.
5. Ev Ortamı: Göründüğünden Daha Belirleyici
Evde izlenen içerikler, kullanılan dil ve kurulan iletişim biçimi; çocuğun dünyasını doğrudan etkiler. Çocuk, duyduğunu ve gördüğünü normal kabul eder.
Bu nedenle okulda karşılaşılan birçok davranışın temeli, aslında evde atılıyor olabilir.

Yorum bırakın