Ayrı ev…

18 yaşındaydım, üniversitede ilk yılımdı. Yurtlar doluydu ve benim için ilk büyük şehir deneyimiydi. Okulumun açılmasına son iki gün kalmıştı; ben ise emlakçı emlakçı geziyordum. En sonunda bir ev buldum ve taşındım.

Şimdi ne olacaktı? Yıllardır istediğim ayrı evin tadını çıkarmak istiyordum. Sonuçta özgürdüm. Ama tek başımaydım. Yan odada ailem yoktu, sıcak yemek yoktu, evi temizleyecek biri de yoktu. Ama en önemlisi muhabbet yoktu, sohbet yoktu; o alıştığım gürültü yoktu. Sadece ben vardım.

İlk zamanlar yemek yapamıyordum. Aç kalmamak için öğrendim. Hatta size kısa bir taktik vereyim: Soğan ve salçayı kavurduktan sonra içine ne atarsanız yemek oluyor. Ben de bu felsefeyle ilerledim. Biraz zaman geçti; şimdi tane tane pirinç pilavı yapabiliyor, güzel börekler açabiliyorum. Aslında kokoş bir kızımdır ama inanın, serçe parmağım kadar sarmalar sarıyorum. Hala ütüde eksiklerim var ama halledicez.

Ama mesele bunlar değildi aslında. Bunları ailemin evinde de öğrenebileceğim yapmam gereken şeylerdi. Ayrı yaşamak bana bireysel sorumluluğu öğretti. Evden çıkmadan önce elektriği kapatmam gerektiğini öğrendim. Evet, yatağımı toplamak ya da evi her gün düzenlemek zorunda değildim. Ama arkadaşlarım geldiğinde de benim yerime toparlayacak kimse yoktu.

İlk zamanlar çok sıkılıyordum. Sonra arkadaşlarım gelip gitmeye başladı. İstediğim saatte kalkıp uyuyabiliyordum; tabii okul saatlerime göre. Ama sınav zamanlarında hazırlanan o kahvaltıları çok özlüyordum. Ütülenmiş kıyafetlerimi, evdeki yemek kokusunu…

Bir yandan da istediğim buydu. İstediğim saatte gelip gidebiliyordum. Ama sorumluluklarım da çok artmıştı. Buna ne kadar hazırdım, bilmiyordum. İstediğim tam olarak bu muydu? Özgürlük gerçekten sorumluluk mu getiriyordu? Evet, getiriyormuş.

Kendi alanımın olması, bana ait eşyaların içinde yaşamak, her şeyi kendi zevkime göre döşemek… Bunların sahibi olmak çok güzeldi. Ama aynı zamanda tektim de. Sabah kahvaltılarında tektim, akşam yemeklerinde tektim, televizyon izlerken tektim.

Ayrı ev, aynı zamanda yalnızlık mıydı? Biraz öyleydi.

Yine de seviyorum. Kendi hayatımın olması, bana ayrı bir sorumluluk katması ve beni büyütmesi hoşuma gidiyor. Çünkü galiba insan, en çok kendi evinde yalnız kalınca büyüyor.

Hülya Başak

Yorum bırakın