TANDOĞAN

Siyaset biliminde meydanlar, sandığın sessiz provasıdır. Türk siyasi tarihine yön veren tüm büyük dalgalar, önce meydanların coşkusuyla filizlenmiş, ardından sandıkta gerçeğe dönüşmüştür. İYİ Parti’nin Ankara Tandoğan’da gerçekleştirdiği büyük miting, tam da bu tarihsel perspektiften okunması gereken bir dönüm noktasıydı.

Bir siyaset bilimci olarak, o gün sadece teorik analizler yapmakla kalmadım; ben de oradaydım.

Tandoğan’da gözlerimin şahit olduğu şey, sadece bir parti mitingi değil, kelimenin tam anlamıyla müthiş bir kalabalıktı. Meydanı dolduran o muazzam kitle, Türkiye’nin dört bir yanından, her bir köşesinden Ankara’ya akın eden vatandaşlardan oluşuyordu.

Fakat meydandaki en net, en vurucu ve altı çizilmesi gereken mesaj çok başkaydı: Alanda parti bayraklarının yerini neredeyse tamamen Türk bayrakları almıştı. Bu sıradan bir görsel tercih değil, sisteme ve gidişata verilmiş çok ciddi bir mesajdır. İYİ Parti, kendi kurumsal kimliğini memleketin ortak paydasının arkasına konumlandırarak, Türkiye’nin artık parti taassuplarından daha büyük bir birleştirici güce ihtiyaç duyduğunu ilan etmiştir.

Siyasetin “biz ve onlar” ikilemine sıkıştığı, toplumun kutuplaşmayla felç edilmek istendiği bu iklimde Tandoğan, adeta bir başkaldırı mitingiydi. Bu başkaldırı; ekonomik krize, liyakatsizliğe, dayatılan dar siyasi kalıplara ve vatandaşın sürekli düşmanlaştırılan diline karşı ortak bir itirazın çığlığıydı. Elinde sadece ay-yıldızlı bayrakla oraya koşan on binler, sığınacakları limanın kurumsal bir partiden öte, ülkenin kurucu değerleri olduğunu haykırıyordu.

Meydandaki o müthiş kalabalığın coşkusu, vatandaşın gerilimden ne kadar sıkıldığını ve bu düzene artık “dur” demek istediğini gösteriyordu. İYİ Parti, kurulduğu günden bu yana merkez sağın yapıcı, kucaklayıcı ve devlet aklını önceleyen mirasını modern bir dille yeniden inşa ediyor. Tandoğan’da bizzat hissettiğim o enerji, bu inşanın sadece teoride kalmadığını, tüm Türkiye’yi kapsayan toplumsal bir harekete dönüştüğünü kanıtladı.

Sahadan Gözlemler

Meydandaki en dikkat çekici unsur, vatanseverlik duygusunun hamasetten uzak, demokratik ve kapsayıcı bir dille formüle edilmiş olmasıydı. İYİ Parti liderliğinin ve kadrolarının verdiği mesajlar, bir yandan liyakati ve kurumsal devleti savunurken, diğer yandan doğrudan doğruya halkın mutfağına, cebine ve geleceğine dokunmayı başardı.

Türkiye’nin her rengini buluşturan o kırmızı-beyaz meydan, İYİ Parti’nin yönetme iddiasının altının ne kadar dolu olduğunu gösterdi:

  • Ekonomik Çözümler: Meydan, sadece siyasi sloganlarla değil, adalete dayalı bir kalkınma modelinin özlemiyle doluydu.
  • Kurumsal Restorasyon: Tahrip olan devlet kurumlarının yeniden ayağa kaldırılması fikri, Tandoğan’da en çok alkış alan vurgulardan biri oldu.
  • Toplumsal Barış: Farklı kesimlerin, çevre partililerin ve tüm Türkiye’nin ay-yıldız altında yan yana durabildiği o tablo, İYİ Parti’nin birleştirici gücünü gözler önüne serdi.

Tandoğan mitingi bana ve tüm ülkeye göstermiştir ki; İYİ Parti, Türk siyasetinde geçici bir rüzgar değil, kurucu ve kalıcı bir omurgadır. Millet, statükonun sunduğu alternatiflere mahkum olmadığını o meydandaki bayrak denizinde kanıtlamıştır.

Siyasetin matematiği, sosyolojinin gerisinde kaldığında yanılır. Bugün Tandoğan sosyolojisi, Türkiye’nin makul, demokrat, kalkınmacı ve milliyetçi değerleri harmanlayan bir merkez iktidara olan ihtiyacını haykırmaktadır. İçinde bizzat bulunduğum, o tüm Türkiye’yi tek yürek olarak gördüğüm Tandoğan, İYİ Parti’nin sadece muhalefetin değil, geleceğin Türkiyesinin de oyun kurucusu olduğunu bir kez daha kanıtlamıştır. Şimdi sıra, meydandaki bu güçlü başkaldırıyı ve ay-yıldızlı iradeyi ülkenin her bir köşesine yaymakta.

Kemalettin Nayman

Siyaset Bilimci

Yorum bırakın